Site İçi Arama
HABERLER
  • "Kompost Yapımı ve Kullanımı Konulu" Konferans Gümüşçay Beldemizde Düzenlendi...
  • Çiftçi Toplantıları Devam Ediyor...
  • Arıcılara Yönelik Bilgilendirme Toplantısı Düzenlendi...
  • İlçe Müdürümüz Ümit ORTAN TKDK Çanakkale İl Koordinatörlüğüne atandı...
  • 2011 Yılında Kurulan "Çeltik Çeşit Demonstrasyonları" Sonuçları Belli Oldu....
  • İLÇEMİZDE KANOLA EKİLİŞLERİ ARTIYOR...
  • Şap Hastalığı ile ilgili Muhtarlar bilgilendirildi...
  • KÜRESEL GIDA FİYATLARI-KRİZDEN İSTİKRARA
  • Çeltik Yanıklık Hastalığı ile Mücadele Zamanını Kaçırmayın...
  • SRAP Kapsamında Gebe Düveler Dağıtıldı…
  • Anaç Sığır ve Buzağı Desteklemeleri Askıya Çıkmıştır...
  • "Buğday Tarımı ve Sorunları" Konulu Panel Düzenlendi...
  • TARSİM Temsili Çek Dağıtım Töreni
  • TARSİM’in Zarar gören Çiftçilere Yönelik Çek Dağıtım Töreni
  • Hüzünlü Veda Yemeği
  • Kantincilik Kursu Tamamlandı...
  • HİBE ALMAYA HAK KAZANANLAR AÇIKLANDI.
  • NEMATOD KONFERANSI YAPILDI
  • 174 ALO GIDA
  • DOMATES HASADI BAŞLADI
  • FİDE İLE ÇELTİK EKİMİ
  • ÇETLİK HASADINA HAZIRLIK TOPLANTISI YAPILDI...
  • ARŞİV
GENEL
  • YETİŞTİRİCİ BİLGİLERİ
  • EĞİTİM ÇALIŞMALARI
  • DESTEKLEMELER
  • BİTKİ KORUMA
  • PROJE İSTATİSTİK
  • HAYVAN SAĞLIĞI
  • BASINDA BİZ
  • TARIM TAKVİMİ
  • ÇİFTÇİ MEKTUBU
Ziyaretçi Defteri
  • Mesajları Oku
  • Mesaj Yaz
FAYDALI LİNKLER
  • Resmi Gazete

  • Tarım ve Köyişleri Bakanlığı

  • Çanakkale İl Tarım Müdürlüğü

  • Biga Kaymakamlığı

  • T.C. Kimlik numaranızı öğrenin

  • Vergi kimlik numaranızı öğrenin

  • Zeytincilik Hakkında Bilgiler

Anket

Çalışmalarımız Sizce Nasıl

Anket Sonuçları Yükleniyor. Lütfen Bekleyin...
E-Bülten
 Ad Soyad :  
 E-Posta   :
ekle    çıkar
Webmail
KÜRESEL GIDA FİYATLARI-KRİZDEN İSTİKRARA

GIDA FİYATLARI

          2005 ile  2008  yıllarıarasında, dünya temel gıda fiyatları son 30 yıllık süre zarfındaki en yüksek seviyelerine tırmandı. 2005 ile 2008 yılları arasındaki sürenin  son 18 ayında mısır fiyatları yüzde 74 artış kaydederken pirinç fiyatı ise % 166 oranındaki tırmanışıyla neredeyse üç misli artış gösterdi.

 Sayıları 20'yi aşan ülkede açlık isyanları patlak verdi. Başyazarlar artık ucuz gıdanın sona erdiğini ilan ettiler. Bununla birlikte, fiyatlar 2008 Haziranında zirveye çıktıktan sonra sanki derin ve -Çok büyük bir fınansal ve bankacılık krizi global ekonomiyi resesyonun içine yuvarlamışçasına aniden - altı aylık bir süre zarfında yüzde 33 düşüş göstererek- dibe vurdu.

Fiyatlarda bu ani düşüş ve dibe vuruş çok uzun sürmedi. 2010 yılında tahıl fiyatları hızla fırladı ve yiizde 50 oranında bir artış kaydetti ve ikinci üç aylık dönemde gerilemeye başlamadan önce 2011 yılının ilk aylarında hızlı tırmanışını sürdürdü. Gerilemeye başladığı bu üç aylık sürenin ardından gıda fiyatlarında ne gibi gelişmeler olabilir sorusu ise yanıtlanması zor ve ucu açık bir soru olarak karşımızda duruyor ve zihinlerimizi kurcalıyor.

Tüm bu gelişmelere rağmen iktisatçılar  2006 yılından beri yaşanan ve lunaparktaki yükseklere  çıkıp birden inen eğlence trenlerini hatırlatan bu deneyiminin gelecek yıllarda da çok değişmeksizin devam edeceği kanaatindeler. Bir başka ifadeyle, gıda fiyatlarındaki ani iniş çıkışlar büyük bir ihtimalle kalıcı olacak.

Bu hiç de iyi bir haber değil. Fiyatların volatilitesi, ani yükselişleri, özellikle kalkınmakta/gelişmekte olan ülkelerdeki gıda güvenliğine çok büyük ve ciddi bir tehdit arz etmekte. Bu hususta en büyük zararı fakir ve korunmasız durumda olanlar görüyor. Dünya Bankası verilerine göre 2010-2011 yıllarında gıda fiyatlarında kaydedilen artışlar neredeyse 70 milyon kişiyi sefalete itti, yokluğa, fakirliğe açlığa mahkûm etti.

“KÜRESEL GIDA FİYATLARI-KRİZDEN İSTİKRARA” teması bu olumsuz trende ve en savunmasız en zayıflar üzerindeki etkilerinin azaltılması için neler yapılabileceğine dikkat çekmek amacıyla Dünya Gıda Gününün bu yılki teması olarak seçilmiştir.

• Gıda ürünleri ithal eden ülkelerde ani fiyat artışları vatandaşları için gıda ithalini daha da pahalı bir hale getirmek suretiyle fakir ülkeleri vurabilir. 2010 yılında, dünyanın Düşük Gelirli Gıda Açığı Olan Ülkelerinin  gıda ithalatı için harcamaları bir önceki yıla göre yüzde 20 artışla rekor kırdı ve 164 milyar ABD $‘a ulaştı.

Diğer taraftan, bireyler seviyesinde günde 1.25 ABD dolarından daha az kazanan kişiler gıda fiyatları yükseldiği zaman bir öğün yemeği atlamak zorunda kalabilmektedir. Çiftçiler de bu gelişmelerden mağdur olmaktadır çünkü hasat zamanı yetiştirdikleri ürünlerin karşılığında ne elde edebileceklerini bilmeye kuvvetle ihtiyaç duymaktadırlar. Eğer ürünlerinin fiyatlarının Yüksek seviyelere erişmesi söz konusuysa daha fazla ekin ekip yetiştirecekler, yok eğer tam tersine fiyatların düşük seviyelerde seyretmesi tahmin ediliyorsa bu kez daha az ekin ekip, maliyetlerin kısmaya yöneleceklerdir.

ANİ FİYAT İNİŞ ÇIKIŞLARIbu hesaplamanın çok daha zor yapılmasına neden olmaktadır. Çiftçiler kolaylıkla çok fazla veya çok az ürün ekmeye ve yetiştirmeye başlayabilirler. İstikrarlı piyasalarda geçimlerini daha kolay bir şekilde sağlayabilmektedirler. Diğer taraftan, fiyat istikrarının olmadığı, fiyatların ani iniş ve çıkışlar gösterdiği piyasalar bir taraftan çiftçilerin zarar görmesine ve mağdur olmalarına yol açarken diğer taraftan tarım alanında çok ciddi yatırım gerektiren konulara yatırım yapılmasını engellemekte hatta baltalamaktadır.

            Gıda fiyatlarındaki düşüş ve çıkışların,ani oynamaların dünyanın en fakir ülkeleri için en büyük tehdidi oluşturduğunu fark eden uluslararası toplum 2011 yılında G20 ülkelerinin önderliğinde uluslararası ticari gıda pazarındaki sürekli fiyat oynamalarını ve ani fiyat iniş ve çıkışlarını yönetebilmek için yol ve yöntemler bulabilmek amacıyla harekete geçti. Dünyanın en büyük 20 ekonomisi Fransa Başkanı Nicolas Sarkozy'nin başkanlığında, uluslararası ticari gıda pazarındaki sürekli fiyat oynamalarını ve ani fiyat iniş ve çıkışlarını yönetebilmek için yol ve yöntemlerin bulunmasına yönelik olarak oluşturulacak tüm stratejilerde asıl ve ilk önceliğin savunmasız ve fakir ülkelere ve gruplara verilmesi konusunda mutabık kaldılar.

Günümüzün düzensiz ve istikrarsız emtia piyasası, yirminci yüzyılın son 25 yılını nitelendiren ve şekillendiren piyasa düzeni ve istikrarıyla tam anlamıyla tezat bir görünüm sergilemekledir. 1975 ve 2000 yılları arasında tahıl ve hububat fiyatları her ne kadar uzun dönemli olarak irdelendiğinde bir düşüş trendi görülmekteyse de aylık bazda büyük ölçüde aynı düzeyde kalmış ve istikrarlı bir seyir izlemiştir. Dünya nüfusundaki hızlı artışa rağmen - dünya nüfusu 1960 ile 2000 yılları arasında kalan dönemde ikiye katlanmıştır- 1960’lı yıllarda Hindistan Tarım Bakanı M.S. Svvaminathan ile birlikte Dr. Norman Boıiaug tarafından başlatılan Yeşil Devrim gıda arzının talebi karşılamasına hatta talepten daha fazla gıdanın arz edilmesini sağlamıştır.

İşin aslına bakıldığında, en azından Batı Yarım Kürede, büyük ölçüde OECD ülkelerinin çiftçilerine verdiği cömert teşviklerden ve sübvansiyonlardan kaynaklanan bir gıda arz fazlası bulunmaklaydı. Ancak, günümüz itibariyle artık tablo çok farklı. Gıda arzı, talebi karşılayabilmek için çok büyük bir uğraş verirken global pazar en ufak bir boşluğu olmaksızın çok sıkışık durumda olup gıda stokları tarihsel olarak en düşük seviyesinde veya en düşük seviyeye çok yakın bir düzeyde. Bu o kadar hassas ve nazik bir denge ki kilit önemdeki tarım üretim bölgelerindeki kuraklık veya sellerle çok kolay bir şekilde hemen ve her an alt üst olabilir.

Aşırı oynak ve sürekli iniş ve çıkışlar gösteren bu gıda fiyatlarını nasıl ve nereye kadar yönetebileceğimize karar verebilmek için öncelikle istikrarlı ve düşük fiyatlar arz eden dünya gıda piyasasının, haııgi nedenlerden ve faktörlerden dolayı fiyatların sürekli olarak ani bir şekilde zirve yapmasının ardından dibe vurması nedeniyle hırpalanarak ve zedelenerek çok kısa bir süre içersinde düzensiz, çalkantılı ve önceden öngöriilebilmesi mümkün olmayan bir piyasa haline dönüştüğünü açıklığa kavuşturmamız gerekmektedir.

GÜNÜMÜZDE YAŞANAN VOLATİLİTENİN ( Değişkenliklerin) TOHUMLARI karar vericilerin o tarih itibariyle birçok ülkede gerçekleşen üretim patlamasının sonsuza kadar böyle gitmeyeceğini ve araştırmalara, teknolojiye, ekipmanlara ve altyapıya sürekli olarak yatırım yapılması gerektiğini kavrayamadıkları geçtiğimiz yüzyılda atıldı.

1980‘den bugüne kadar geçen 30 yılda OECD ülkelerinin tarıma tahsis ettikleri resmi kalkınma yardımları yüzde 43 düşmüştür. Tarıma zengin ve fakir ülkelerde benzer şekilde yetersiz fon ayrılmaya devam etmesi belki de bugün karşı karşıya olduğumuz problemlerin yegane sebebidir.

Günümüzün dar  kısıtlı piyasalarına gelişmekte olan ekonomilerdeki hızlı ekonomik büyümeler katkı yapmaktadır,  bu da daha çok sayıda insanın daha çok et ve süt ürünleri tükettiği ve sonuç olarak küçük ve büyükbaş çiftlik hayvanları ve kümes hayvanlan için yem olarak kullanılan tahıl ihtiyacının hızla arttığı anlamına gelmektedir. Dünyadaki başlıca hayvan protein yemi olan soya küspesinin global ticaret hacmi son 10 yılda yüzde 67 artmıştır.

NÜFUS ARTIŞI   her yıl beslencek yaklaşık 80 milyon yeni boğaz  bir diğer önemli husustur.Nüfus baskısı küresel ısınmanın ve iklim değişikliklerinin yarattığı dengesiz ,istikrarsız ve genellikle aşırı meteorlojik olaylarla daha da şiddetlenmektedir.

Katkı yapan bir diğer faktör de yakın zamanlarda kurumsal yatırımcıların çok büyük miktarda paralarla gıda ürünleri vadeli işlem piyasalarına girmiş olmalarıdır. Spekülasyon neticesinde gıda fiyatlarının kısmen yükselmiş olduğunu ileri sürebilecek kanıtlar mevcuttur. Ancak bu husus ciddi şekilde tartışılmaktadır.

Son olarak, çarpık tarımsal ve korumacı ticari politikalar bu işin sorumluluğunun en önemli kısmını üstlenmektedir. Bunun yanı sıra, tarımın halen önemli ölçüde daha büyük bir piyasa olan enerji piyasasının bir parçası haline gelmesiyle, enerji piyasasında yaşanan şoklar - üretici ülkedeki tedirginlikler gibi - gıda fiyatlarına anında yansımaktadır.

Dolayısıyla gıda fiyatlarındaki değişkenliklere tepki verebilmek iki farklı önlemi gerektirmektedir.  İlk önlem grubu bizzat bu değişkenliğe yönelerek belirli müdahalelerle fiyatlardaki dalgalanmaları azaltmayı hedeflerken diğer grup fiyatlardaki dalgalanmaların ülkeler ve bireyler üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmayı hedeflemektedir.

İlk başlık altında sıkça atıfta bulunulan önlemlerden birisi, fiyatları stabilize etmek üzere piyasalara müdahale edebilecek uluslararası bir gıda deposunun kurulmasıdır. Ancak FAO’nun görüşü, böyle bir deponun değerinin belirsiz olacağı ve aynı zamanda yüksek maliyetli ve çalıştırmasının da zor olacağı yönündedir. Ayrıca gıda piyasalarına devletin yaptığı müdahaleler özel sektörün cesaretini kırmakta ve rekabeti engellemektedir.

BİYOYAKITLAR konusunda FAO mevcut çarpık sübvansiyonlardan ve politikalardan vazgeçilmesinden veya en azından söz konusu sübvansiyonların ve destekleme politikalarının biyoenerjinin bu tür enerji üretimine en uygun ülkelerde ve en uygun ürünler için üretilmesini sağlayacak şekilde esnek hale getirilmesinden yanadır.

Uluslararası gıda ticaretinde daha geniş ölçüdeki politik koordinasyonla, garantili gıda akışının sürdürülmesine yardımcı olarak volatilité azaltılabilir. FAO Dünya Ticaret Örgütünün yönetimi altında sürdürülen çok taraflı müzakereleri ve zengin ülkelerde ticareti bozucu mahiyetteki tarımsal sübvansiyonun azaltılmasını desteklemektedir. Ülkeler aynı zamanda yurt içi arzları tehdit altında olduğunda (2007-2008'de pek çok ülkede olduğu gibi) ihracata kısıtlama getirmekten veya güçlendirilmiş kuralları benimsemekten kaçınmak konusunda da anlaşmaya varmalıdır.

Spekülasyonlar üzerine yapılan FAO araştırması bunun fiyat hareketlerini tetiklemese de boyutlarını ve sürelerini abartabildiğim ortaya koymaktadır. Amerika birleşik Devletlerindeki ve Avrupa Birliğindeki otoriteler vadeli işlem piyasalarını düzenleyen çerçevenin geliştirilmesine yönelik olasılıklar üzerinde çalışmaktadır. Ancak, vadeli işlem piyasaları fiyatların dengelenmesinde ve fiyatın belirlenmesinde hayati bir rol oynadığından ve yatırımcılar tarafından sektöre Sıcak para getirildiğinden dikkatli olunmalıdır.

DAHA FAZLA VE DAHA DOĞRU BİLGİLERE daha fazla ticari şeffaflık için piyasalarda ihtiyaç vardır. Bu hükümetleri ve ticaretle uğraşanların daha bilinçli karar vermelerini sağlayacak ve paniği ve tepkileri önleyecektir. Bazı ülkelerin işlem piyasalarında şeffaflığa yönelik girişimleri de takdirle karşılanmaktadır.

Volatilitenin etkilerini hafifletmek üzere. muhtemelen acil durum gıda rezervleri ile birlikte, ulusal ve bölgesel güvenlik ağları kriz ortamlarında muhtaç ve savunmasız nüfusa gıda temin edilmesine yardımcı olabilir. Fakir tüketicilere nakit veya yiyecek fişi verilerek de destek olunabilir ve üreticilere gübre ve tohum yardımında bulunulabilir.

Piyasaya dayalı mekanizmalar düşük gelirli gelişmekte olan ülkelerin gıda ithalatına ilişkin yüksek faturalarını karşılamalarına yardımcı olabilir. Ülke seviyesinde hükümetler, kendilerine an itibariyle piyasanın ne yönde hareket ettiğinden bağımsız olarak aylar öncesinden belirlenmiş olan fiyatlardan gıda satın alma hakkı veren satın alma opsiyonları gibi çeşitli finansal düzenlemelerle gıda fiyatlarındaki artışlara karşı kendilerini koruyabilirler.Uluslararası düzeyde telafi edici olanaklar düşük gelirli gelişmekte olan ülkelerin artan gıda ithalat faturalarını karşılamalarına yardımcı olabilirler.IMF tarafından sağlananlar gibi ayrıcalıklı finansman olanakları ülkelerin 2007-2008‘de gıda fiyatlarının hızla tırmanmasına yol açan ödeme dengesi problemleriyle baş edebilmesine yardımcı olmaktadır.

Nihayetinde gıda piyasasındaki istikrar, özellikle aç nüfusun yüzde 98‘inin yaşadığı ve artan nülusu besleyebilmek için gıda üretiminin 2050 yılına kadar iki katına çıkarılması gereken gelişmekte olan ülkelerde tarıma yapılan yatırımın artmasına bağlıdır.

Altyapı, pazarlama sistemleri, genişletme ve iletişim hizmetleri, eğitim ve aynı zamanda araştırma ve geliştirme yatırımları gıda arzının artmasına ve yerel tarım piyasalarının daha iyi çalışmasına ve sonuç olarak da fiyatlardaki volatilitenin azalmasını sağlar. Bu şekilde piyasalar, gıda fiyatlarındaki volatiliteden en büyük sıkıntıya uğrayan fakir insanların yararına olacak şekilde işleyebilir.

Dünya üzerinde milyonlarca insanın yoksulluktan, fakirlikten kurtulmalarına ve tarımsal piyasaları uzun vadeli istikrara kavuşturmaya yardımcı olmak için gereken yıllık net yatırım miktarı yaklaşık olarak 83 milyarABD Dolarıdır.

İŞTE GÜVENLİK AĞLARI

MEKSİKA’NIN FIRSATLAR (OPORTUNIDADES) PROGRAMI- 2008 yılında yaşanan gıda fiyatları krizini takiben Meksika hükümeti, çocuklarını okula göndermeleri ve aile bireylerininin düzenli olarak sağlık merkezlerine giderek muayene olmaları koşuluyla fakir ailelelere nakit para yardımı sağlayan özel olarak tasarlanmış ve hedeflenmiş bir sosyal yardım programı olan yürürlükteki mevcut Oportunidades (Fırsatlar) programının kapsamını büyük ölçüde genişletti.

Bu program. Meksika'da mısır unu ya da beyaz undan yapılan bir çeşit ekmek olan tortilla fiyat desteği gibi doğrudan yapılan gıda destek ve sübvansiyonlarının hem yüksek maliyetli olduğunun hem de yoksulluğun azaltılmasında yeterli etkinlikte olmadığının (idari giderlerin toplam bütçenin yüzde 40'ına ulaştığı hesaplanmıştı) farkedilmesi üzerine 1997 yılında uygulamaya konulmuştu.

Yoksul insanların aşırı yükselen fiyatlara karşı korunması, aşırı fiyat artışları karşısında yoksul insanlar için bir kalkan oluşturulması amacıyla bir taraftan Oportunidades (Fırsatlar) Programının bütçesi 39 milyar Meksika pesosundan 42 milyar Meksika pesosuna çıkartılırken diğer taraftan bu programdan yararlanan kişilerin sayısı bir milyon kişilik bir artışla toplamda beş milyon kişiye yükseldi.

Bu programdan yararlanacak ailelerin seçimi hiçbir şekilde taviz verilmeyen kesin uygunluk kriterlerine göre yapıldı. Nakit para transferleri aylık ödemeler şeklinde yapıldı ve transfer edilen para miktarı çocukların okullardaki sınıf seviyelerindeki artışlara paralel olarak artırılırken orta öğrenime devam eden kızların ailelerine destek için ödenen para miktarları daha da artırıldı. Günümüz itibariyle ailelere ortalama olarak 665 peso (57ABD Doları) ödeme yapılmaktadır.

          Program her ne kadar ailelerin artan gıda fiyatlarına karşı korunmasını ve telafi edilmesini tam olarak karşılayamamış olsa da bir taraftan yoksul her bir dört Meksika ailesinden birisine gıda piyasalarındaki fiyat istikrarsızlığı ve düzensizliğine karşı önemli bir korunma kalkanı sağlarken diğer taraftan gerek çocukların gerekse yetişkinlerin daha sağlıklı olmalarını sağlayarak ve beslenme ve okula kaydolma ve devam etme seviyelerinde önemli artışlara yol açarak da çok yararlı olduğunu kanıtladı.

TEMİNATLI GELİRLER VASITASIYLA GELİRLERİN ARTTIRILMASI

NİJER VAKASI

         Afrikalı küçük arazi sahibi çiftçilerin gelirlerinin arttırılması amacıyla tasarlanmış ülkeye özgü yerli bir finansman programı o kadar başarılı oldu ki önce ilk başlatıldığı ülke olan Nijer de yaygınlaştırıldı daha sonra Komşu ülkelere de yayılarak uygulandı. Afrikalı küçük arazi sahibi çok sayıda çiftçi gibi Nijcrli çiftçiler de uzun bir süreden beri, ürünlerini hasattan hemen sonra - ürün fiyatlarının en düşük olduğu zamanda- satmak zorunda kalıp mağdur duruma düşmekte adeta cezalandırılmaktaydılar.

Bu konuda atılan ilk adım bu çiftçilerin, çiftçi birlikleri oluşturması ve böylece çiftçi grupları olarak örgütlenmesine yardımcı olmaktı. Daha sonra birlikler ve dernekler şeklinde örgütlenen bu çiftçi gruplarına, teminatlı kredinin veya bir başka ifadeyle Avrupa'daki çiftçiler tarafından on dokuzuncu yüzyılda kullanılan emtia karşılığı kredi sisteminin yerel bir versiyonu olan bir kredi sistemi vasıtasıyla kredi sağlamalarında yardımcı olundu.

Bu sisteme göre çiftçiler, ürünlerini hasattan sonra hemen satmak yerine bankalardan kredi alabilmek için teminat olarak kullanmaktadır. Kredi olarak aldıkları paralarla bir taraftan bir sonraki ekim dönemi için zaruri ihtiyaçlarını temin ederken diğer taraftan ürünlerini ürün ve hasadın düşük olduğu - fiyatların yükselişe geçtiği- sezona kadar satmadan ellerinde tutabilmektedirler.

Nijer projesi ile ilgili olarak 2009 yılı Aralık ayında gerçekleştirilen bir araştırma programa katılan çiftçilerin altı aylık bir süre zarfında gelirlerini yüzde 19 ile yüzde 113 arasında değişen oranlarda arttırabildiklerini ortaya koymuştur. Artan gelirleri sayesinde daha kaliteli tohumlar ve gübre alabildikleri için yaptıkları ekim faaliyetleri sonucunda elde ettikleri ürün miktarların da artmasını - yüzde 44 ile yüzde 120 oranları aralığında değişen ürün artışı- sağlamıştır.

YERLİ ÜRETİMİN ARTTIRILMASI

FİLİPİNLER VAKASI- Çin. Endonezya, Malezya, Filipinler, Malavi, Nijerya ve Senegal gibi birçok ülke yüksek gıda fiyatlarına stratejik tepki olarak yerli gıda üretimlerini arttırmaktadır. Örneğin, dünyanın en büyük pirinç ithalatçısı olan Filipinlerde hükümet 2013 yılına kadar ihtiyacı olan pirinci üretebilecek konuma gelmeyi amaçlamaktadır. Hükümet geçen yıl iki milyon tonun üzerinde olan ithalatı bu yıl bir milyon tonun altına düşürmeyi ve ardından yaz haşatında yiizde 15 civarında artış sağlaması ve iki üç yıllık süre zarfında olan ihtiyacı karşılayacak hale gelmesi beklenen yoğun üretim programını hayata geçirmeyi planlamaktadır.

Yılın ilk yarısında yerli Palay pirinç üretiminin, ekim alanlarının genişlemesine ve geçen yıl hektar başına ortalama 3.6 ton olan verim'in 2011 yılında 3.8 tona çıkmasına bağlı olarak 7.6 milyon tonun üzerine çıkması hedeflenmiştir. Sulama sistemlerindeki onarımların başarıyla gerçekleştirilmesi, daha fazla sayıda hasat sonrası tesisin kurulması ve özellikle Filipinlerin güneyinde Mindanao bölgesinde çiftliklerle pazar arasındaki yolların yapılması. Filipinlerde pirinç üretimini bu yıl 17.46 milyon tona çıkarması planlanan yoğunlaştırılmış programın birer parçasıdır.

Filipinler Yeşil Devrimde önemli bir rol oynamıştır. 1960 IR8‘de, Filipin hükümeti ve Los Banos'da faaliyet gösteren Ford ve Rockefeller Vakıfları tarafından kurulan Uluslararası Pirinç Araştırma Enstitüsü tarafından Asya’nın bir çok yerinde sık sık yaşanan kıtlıklara son verecek olan hibrit pirinç çeşitleri geliştirilmiştir. Bu yeni, yüksek verimli çeşitle pirinç üretimi ülkede hızla iki katına çıkmış ve ülke ihracatçı konuma gelmiştir. Ancak, üretimdeki müteakip artış hızla artan nüfusun talebini karşılamakta yetersiz kalmıştır. 1990 itibariyle ülke 600 000 ton pirinç ithal ediyordu, bu rakam 2008 yılında 2.5 milyon tona yükselmiştir.

FAO’ NUN KATKISI

  • 2007 yılının Aralık Ayı itibariyle uygulamaya konulan Artan Gıda Fiyatları İnsiyatifine bağlı olarak FAO,fiyatların aşırı oynaması ve iniş çıkışlardan en çok zarar gören 90 ülkenin bazılarında bulunan yoksul çiftçilere tohum ve ve gübre gibi kilit önemdeki girdilerin dağıtılması konusunda destek olmuş ve yardım etmiştir
  • FAO son dönemde. OECD ile birlikte. Fransa Başkanlığındaki G20 ülkelerine gıda fiyatlarındaki volatilitenin nasıl yönetilmesi ve en savunmasız, en yoksul ülkelerin ve grupların nasıl korunabileceği konularında bir dizi tavsiye ve öneri hazırlayan dokuz uluslararası kuruluştan oluşan bir ekibi yönetmiştir.
  • FAO. Global Bilişim ve Erken Uyarı Sistemi vasıtasıyla ve Food Price Index, Food Outlookve Food Price Monitorgibi yayınlarla global ve ulusal pazarlarda gıda fiyatlarındaki volatiliteyi izlemekte ve nedenlerini analiz etmektedir.
  • FAO yakın zamanda Ülke Seviyesinde Yüksek Gıda Fiyatlarına Yönelik Politika ve Programa Dayalı Eyleın Kılavuzunuyayınlamış ve ülkelerin bilinçli seçimler yapmalarına yardımcı olmak ve ülke düzeyinde/ulusal eylem planlarını desteklemek amacıyla bir dizi bölgesel ve alt bölge seviyesinde seminerler düzenlemiştir.
  • Tarıma yapılan yatırımlarının arttırılması yüksek gıda fiyatlarına verilebilecek başlıca tepkilerden birisi olmalıdır. 2010 yılında FAO. kalkınma bankaları vasıtasıyla hükümetlerin tarıma 5 milyar ABD Dolarının üzerinde yatırım programı yapmalarına destek vermiştir.
  • 2010 yılında FAO. 70‘dan Fazlaülkeye 800 milyon ABD Doları tutarında acil durum ve teknik işbirliği yardımında bulunmuştur.

GIDA FİYATLARINDA VOLATİLİTENİN YAŞANDIĞI YENİÇAĞ UZUN VADELİ İSTİKRAR DÖNEMİNİ SONA ERDİRMİŞTİR.


  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :
 




+ Paylaş
Paylaş: Facebook Paylaş: Twitter Paylaş: Google Paylaş: Yahoo Paylaş: Mr. Wong Paylaş: Oneview Paylaş: Linkarena Paylaş: Folkd Paylaş: Digg Paylaş: Del.icio.us Paylaş: Reddit Paylaş: Jumptags Paylaş: Simpy Paylaş: StumbleUpon Paylaş: Slashdot Paylaş: Propeller Paylaş: Furl Paylaş: Spurl Paylaş: Blinklist Paylaş: Blogmarks Paylaş: Diigo Paylaş: Technorati Paylaş: Newsvine Paylaş: Blinkbits Paylaş: Ma.Gnolia Paylaş: Smarking Paylaş: Netvouz

"Kompost Yapımı ve Kullanımı Konulu" Konferans Gümüşçay Beldemizde Düzenlendi...
    »    
Çiftçi Toplantıları Devam Ediyor...
    »    
Arıcılara Yönelik Bilgilendirme Toplantısı Düzenlendi...
    »    
İlçe Müdürümüz Ümit ORTAN TKDK Çanakkale İl Koordinatörlüğüne atandı...
    »    
2011 Yılında Kurulan "Çeltik Çeşit Demonstrasyonları" Sonuçları Belli Oldu....
    »    
İLÇEMİZDE KANOLA EKİLİŞLERİ ARTIYOR...
    »    
Şap Hastalığı ile ilgili Muhtarlar bilgilendirildi...
    »    
Çeltik Yanıklık Hastalığı ile Mücadele Zamanını Kaçırmayın...
    »    
SRAP Kapsamında Gebe Düveler Dağıtıldı…
    »    
"Peyzaj Bahçıvanı" Kursiyerlerine Sertifikaları verildi...
    »    
Anaç Sığır ve Buzağı Desteklemeleri Askıya Çıkmıştır...
    »    
Acı Kaybımız...
    »    
"Buğday Tarımı ve Sorunları" Konulu Panel Düzenlendi...
    »    
TARSİM Temsili Çek Dağıtım Töreni
    »    
TARSİM’in Zarar gören Çiftçilere Yönelik Çek Dağıtım Töreni
    »    
Hüzünlü Veda Yemeği
    »    
Kantincilik Kursu Tamamlandı...
    »    
HİBE ALMAYA HAK KAZANANLAR AÇIKLANDI.
    »    
NEMATOD KONFERANSI YAPILDI
    »    
174 ALO GIDA
    »    
DOMATES HASADI BAŞLADI
    »    
FİDE İLE ÇELTİK EKİMİ
    »    
ÇETLİK HASADINA HAZIRLIK TOPLANTISI YAPILDI...
    »    


« Geri
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Biga Tarım    1  
Sinobil Yazılım | Webmanager